Eveeet, kulağa çılgın geliyor değil mi? Gerçekten öyle. Üstelik misafirler üzerinde şok etkisi yaratıyor.
Hele ne olduğunu söylemezseniz, domates çorbası zannedip içiyorlar, sonra da "bu neee?" diye sorular yağmaya başlıyor.
Çok keyifli bir çorba. özel bir zamanınızda mutlak surette deneyin. Bütün puanları toplayacaksınız.
Malzemeler:
- 4-5 adet közlenmiş, soyulmuş kırmızı biber
- 2 yemek kaşığı tereyağı
- 2 yemek kaşığı un (hafif tepeleme)
- 1 litre süt
- Tuz, taze karabiber
Tereyağını eritiyoruz, üzerine unu veriyoruz. Eğer tereyağını ve unu eşit miktarda kullanırsanız biz buna "sable" kıvamı deriz. Bilgilerim beni yanıltımıyorsa sable Fransızcada kum demektir. Yani sanki tencerede kum var gibi bir görüntü olması gerekir bu noktada.
Rengi sarılaşınca kıvamı tamam demektir. Üzerine çırpma teliyle çırpa çırpa yavaşça sütü (varsa yarı yarıya süt, yarı yarıya sebze suyu) ekliyoruz. Topak kalmayıncaya kadar çırpıyoruz (kalsa da mühim değil, birazdan işin içine blender girecek) Daha henüz çok koyulaşmamış çorbamızın içine közlenip, soyulmuş ve çekirdekleri çıkarılmış kırmızı biberlerimizi koyuyoruz ve rondoda topak kalmayana kadar çekiyoruz. Pembeye yakın kırmızımsı bir renk elde etmiş oluyoruz. Tuzunu biberini döküyoruz. Yine tıngırdatma durumunda koyulaşıncaya kadar pişiriyoruz.
Ben değişiklik olsun diye minicik shot bardaklarında ikram ettim ama 10 tabaklık bi yemeğin girişiydi bu çorba o yüzden, her şey minicik minicik porsiyonlarda yendi. Siz daha büyük porsiyonlarda yiyin :)
Afiyet olsun.
