29 Ocak 2011 Cumartesi

Havuç Borani (Zeytinyağlı Pirinçli Havuç)

Benim nedense çok sevdiğim, bazılarına boş gelen, hangi yöreye ait olduğunu bilmediğim kolay bir tarif

Havuç Borani

Malzemeler:
  • 1 kg soyulmuş havuç
  • 5 diş sarımsak
  • 2 tane orta veya iri soğan
  • 1/2 kahve fincanı pirinç
  • 1/2 çay bardağı sızma zeytinyağı
  • 1/2 limonun suyu
  •  1 yemek kaşığı şeker
  • 1 tatlı kaşığı un
Hazırlanışı:

  1. soğanlar piyazlık kıylır. 2 yemek kaşığı zeytinyağında kavrulur.
  2. üzerine ince kıyılmış sarımsaklar eklenir
  3. un eklenir, hafifçe kavrulur
  4. soyulup isteğe göre kesilmiş havuçlar eklenir
  5. Üzerine sıcak su eklenir. Un topaklanmasın diye güzelce karıştırılır
  6. su kaynayınca pirinçler, şeker ve tuzu eklenir.
  7. havuçlar ve pirinçler iyice pişip altını kapattıktan sonra 1/2 çay bardağı zeytinyağı ve limon suyu üzerinde gezdirilir. kapağı kapalı biraz daha dinlenmeye bırakılır.
unsuz da yapılabilir. suyu lezzetli ve kıvamlı olsun diye hafif un koyarım ben her zaman. kimisi daha şekerli seviyor bu yemeği ama havuç zaten yüksek miktarda şeker barındıran bir ürün. ben o yüzden daha fazla eklemiyorum.
zeytinyağlıları ise her zaman az zeytinyağında pişirip en son üzerine çiğden zeytinyağı döküyorum. daha az miktarda zeytinyağı ile daha lezzetli ve aroması yüksek bir yemek elde ediliyor.

not. kimisi soğansız yapar, soğansız bana çok yavan geliyor. damak zevkinize kalmış.
afiyet olsun

Pembe Dip Sos

Yine kolay bir dip sos tarifi veriyorum. Cipsle, kızarmış patatesin yanına, her şeyle süper.

Pembe Dip Sos

Malzemeler
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 2 yemek kaşığı mayonez
  • 1/2 diş ezilmiş sarımsak
  • 50 gr. doğranmış pancar turşusu
Hazırlanışı:

Bütün malzemeler derince bir kasede bir araya getirilir. Pancar turşusu yoğurdun içerisinde pürüzsüz bir kıvam alana dek el blender'ında çekilir. Ortaya güzel homojen pembe bir karışım çıkar ve afiyetle yenilir :)

p.s. pancar turşusu yoksa veya az kaldıysa hazır pancar turşularının suyundan 3-4 yemek kaşığı bile ekleyebilirsiniz. Aynı rengi elde etmeninzde yine işe yarayacaktır.

Baharatlı Dip Sos

Kuru baharatlı patates tarifimin yanına çok yakışacak kolay ötesi bir reçete. Cipslerin yanına da süper oluyor. Kalorisi çok makul, üstelik mayonez gibi yağlı ve sağlıksız da değil. İçinde sosa gövde kazandırmak için çok az miktarda mayonez mevcut, o kadarı da olur.
Hemen konuya gireyim

Baharatlı Dip Sos:

  • 1 su bardağı yoğurt
  • 2 yemek kaşığı mayonez
  • 1/2 diş ezilmiş sarımsak
  • 1/4 çay kaşığı nane
  • 1/2 çay kaşığı pul biber (arifoğlunun fajita baharatı var, bu reçeteye çok yakışıyor. öneririm)

Hazırlanışı

Derince bir kasede yoğurt ve mayonezi çırpma teliyle çırparak karıştırıyoruz. İçine ezilmiş sarımsak ve baharatları ekliyoruz. Bu kadar basit.
Fajita baharatı pek tabii ki evinizde olmayabilir, o zaman gönlünüze göre evinizde ne varsa ekleyebilirsiniz.
Soğuk servis edin. Afiyet olsun.

*"to dip" veya "dipping sauce" ingilizceden dilimize artık neredeyse geçmiş bir sözcük klasmanında. To dip ingilizcede bandırmak demektir. Yani cipsleri bu karışıma bandıra bandıra gönül rahatlığıyla yiyoruz demek oluyor :))

Fırında Kuru Baharatlı Patates

Kolay tarifler benim asıl hedefim. Arada daha komplike şeylerde veriyorum ama gerçek hayatta kimse 3-4 saatini mutfakta geçirmiyor. O tarifleri de bir başka güne saklıyorum.
Bu tarif güzel bir et yemeğinin yanında garnitür veya maç izlenen bir gecede biranın en iyi arkadaşı olabilir.
Çok ama çok kolay. Marketlerde satılan dondurulmuş elma dilimli patateslerden kullanacağız. Kendim patatesi hazırlamak istiyorum derseniz, taze patatesleri kabuklarını soymadan güzelce yıkayıp çok kalın olmayan elma dilimleri halinde kesmeniz idealdir. 3-4 malzemeye ve fırını 25-30dk sonra kapatmak için sağ elinize ihtiyacınız var.

Fırında Kuru Baharatlı Patates:

Malzemeler:
  • 250 gr. elma dilimli patates
  • 4-5 kaşık ayçiçek yağı
  • 1 diş ezilmiş sarımsak
  • 1 tatlı kaşığı tatlı toz kırmızı biber
  • 1 tatlı kaşığı kuru kekik
  • 1/8 yemek kaşığı kimyon
  • 1/2 çay kaşığı tuz
  • Çekilmiş taze karabiber
Hazırlanışı:

Bütün malzemeleri derince bir kapta mükünse ellerimizle karıştırıyoruz.
Yağın ve baharatların patateslerin her tarafına eşitçe bulşatığından emin oluyoruz.
pyrex kapta 175 derecede 25-30 dakika fırınlıyoruz. çıkarıp sıcak sıcak yiyoruz.


Ben rengini biraz kırmızı seviyorum, baharatın göründüğünden emin olmak istiyorum. O yüzden toz kırmızı biberi biraz fazla atıyorum. Baharat miktarları tamamen zevkinize kalmış. İsterseniz tuz koymayın, mısır çarşısından aldığınız baharat karışımını atın. Veya biraz pul biber. Veya ben bazen azıcık kimyon atıyorum, odunumsu çok hoş bir koku veriyor. Tamamen keyfinize kalmış bir durum.
Bazen de sevgilimin bana bir Bulgaristan gezisi esnasında aldığı bir grill baharatı karışımını koyuyorum. Kim demiş sadece ete kullanmak zorundayım diye? Yaratıcı olun, yapılmayanı yapın, muskat rendeleyin, ardıç tohumu atın, sallayın, karıştırın. Mutfakta kurallar var ama her şey iki iki daha dört kuralına dayanmıyor.
Patates kızartmasından çok daha güzel olacak. Dışı çıtır baharatlı, içi yumuşacık puf puf. Üstelik az yağ garantisi var. Bol bol yiyin ve yedirin.
Afiyet olsun.

28 Ocak 2011 Cuma

Şangay Hatırası / Tavuklu Mısırlı Çorba

Şangay'dan geldim çok şükür. Şangay'a uçmayı açıkçası hiç sevmiyorum çünkü Çin'in eski tribal günlerinden kalma alışkanlıkları sebebiyle facebook'a, twitter'a ve benzeri sitelere girilemiyor. Bloglar da bunlardan biri. O yüzden vaktim olduğu halde bloguma girip de yazamadım. İnternette özgür olamamak çok can sıkıcı bir olay.
Sadece bir gece kalabildiğimden ötürü biraz alışveriş yapıp döndüm.
2 gece kaldığım Şangay yatılarında mutlaka gittiğim restoranlardan biri 1221 isimli süper bir yer. Bill Clinton bile Şangay'a her geldiğinde burda yermiş. Benim keşfim olan bir yer değil. Ekip arkadaşlarım götürmüştü ama daha uçuş eğitimi alırken bile adını amirlerden duymuştum. "Şangay'a giderseniz mutlaka 1221'de yemek yiyin" diye diye bir hal olmuşlardı.
Hem çok ucuz, hem de süper yemekleri olan bir yer. Hoisin ve ekşi erik sosu ile çıtır ördekli dürüm yedik mesela dehşetti. Stir fry tekniğiyle (yani çok yüksek ateşte kısa sürede sotelenmiş) fasulye, acılı dana eti, çin böreği, sebzeli noodle ve kızarmış pilav, hindistan cevizli dondurma ve tatlı pilav yediğimiz şeylerden bazılarıydı. Tabii kalabalık bir grup gittik, ortaya söyledik hepsini. Masanın da örtası dönüyor. Tam bir klasik Çin restoranı :)
Bu saydığım yemeklerin yanında birazda kırmızı şarap içtik. Ortalamanın üzerinde bir şaraptı. Kişi başı 170 yuan yani 35 lira gibi bir rakam ödedik. Şangay için büyük para ama o kadar çok yedik içtik ki ve yemekler o kadar güzeldi ki, bu paraya gerçekten değer.
Çok sevmediğim Çin'i güzel yapan tek şey burda yemek yemek.
Tabii bu kadar çin yemeği muhabbetini boşa döndürmedim. Elbette içinde sizin içinde bir şeyler olacak :)

Tavuklu Mısırlı Çorba

Malzemeler:
  • 350 gr. haşlanmış didiklenmiş tavuk eti
  • 1 su bardağı konserve mısır
  • 3 yemek kaşığı un
  • 3-4 yemek kaşığı sıvı yağ
  • 2 litre tavuk suyu
Hazırlanışı:

Tencereye sıvı yağı ekliyoruz. Hafifçe ısındıktan sonra unu ekleyip renginin sararmasını kokusunun çıkmasını bekliyoruz. Ateş orta, başından ayrılmıyoruz, televizyona bakmıyoruz ve kesinlikle unun rengini kahverengilere döndürmüyoruz. Sonra çırpma teliyle karıştıra karıştıra tavuk suyunu veriyoruz. topaklanmıyor. topaklanırsa bu noktada blenderdan geçirmeniz önemli. daha sonra olmaz.
Topaksız berrak bir sıvı elde ettikten sonra içine didiklenmiş tavuk etlerini atıyoruz. Birazcık tıngırdama modunda piştikten sonra son anda mısırları atıp altını kapatıyoruz. Mısırlar hafif diri, çorba hem kıvamlı hem su gibi değil, sıcak sıcak içiyoruz. Dikkat ederseniz içine hiç tuz koymadık, tevekkeli değil soya sosu ekleyip içiçez. Bir de tereyağı kullanmadık çünkü uzakdoğu mutfağında yeri yok diye. Kitabına uygun olsun istedim.
İşte kasesine çin restoranlarında 7 lira verdiğiniz çorbanın tarifi.
Afiyet bal şeker olsun :)

23 Ocak 2011 Pazar

Uçakta ne mi yapıyorum?

Yarın akşam Şangay'a yola çıkıyorum. Şangay'a gidiyorum diye elbette artık heyecan duymuyorum çünkü bu kaçıncı gidişim bilmiyorum bile. Ama yolcularım, işim, beni hep çok heyecanlandırıyor. Uçağa ilk girdikleri o anda, uçakta bir şefin olabilme ihtimali sebebiyle suratıma öyle bir bakıyorlar ki, o şaşkınlıkları dünyalara değişilmez.
Sonra bu gerçeğe idrak ettikten sonra yemeklerini heyecanla bekliyorlar. Ondan sonraki teşekkürleri de benim için en keyifli kısmı oluyor.
İnsanlar uçakta genellikle ne yaptığımı anlayamıyorlar. Çünkü catering şirketimiz zaten yemekleri uçağa yüklüyor. Her şey porsiyonlanmış, neredeyse hazır halde. Peki o halde bana ne ihtiyaç var değil mi?
Bundan 1-2 sene önce catering şirketimizdeki şeflerden biri dubai'ye iş için gidiyor. Yanında da bir başka şef arkadaşı. Uçuş ekibindeki arkadaşlar, şeflerin catering şirketinden olduklarını bile bile önlerine sunumu çirkin, yanındaki kabakların suyu tabağa akmış halde bir yemek getiriyorlar. Şefimiz bunun fotoğrafını çekiyor ve şirkete sunuyor. İşte ondan sonra bu proje ortaya çıkıyor.
Catering şirketi ne kadar güzel yemek yaparsa yapsın, servisi doğru yapılmazsa o yemek hiçbir şey ifade etmez.
Bu noktada bizler devreye giriyoruz işte.
Hostesler normal olarak yemekleri düzgün tabaklayamıyorlar. Bu çok normal çünkü onların işi güvenlik. Yemek hazırlamak değil. Hepsine saygım sonsuz, gerçekten çok işleri var. Yolcu olarak uçtuğum dönemleri hatırlıyorum da "aman canım" diyordum. İşin rengini şimdi anlıyorum. Onların asıl görevi acil bir durumda kapıyı açabilmek, yolcuları çıkışa yönlendirebilmek. Yani artık herkes kendi işini yapıyor :)
Hem artık biz uçakta olduğumuz için onlarda epey mutlu çünkü biz ikram kontrollerini yaparken, onlarda güvenlik işlerini daha geniş zamana yayarak yapabiliyorlar. Alan memnun satan memnun yani.
Servis başlıyor. Yolcu orta pişmiş bonfile istiyor. Ekipten arkadaşımın cevabı "Amaaan içine mi girdim bonfilenin? nereden bileyim ne kadar pişmiş?" Haklı :) o bilemez, ama ben bilebilirim. Sadece ete bakarak bile aşağı yukarı içi az mı orta mı pişmiş söyleyebilirim. İşte tam olarak da bu yüzden uçaktayız. Ve tabii yemeğin yanındaki suyunu salmış kabak garnitürünün tabağa susuz yerleştirildiğinden emin olabilmek adına.
Herkes bir peynir tabağı hazırlayabilir ama bir şefin bakış açısı çok başka bir dokunuş katar.
işler hep öyle yürür ya, birileri sphagettisini hazırlar, birileri etini pişirir, birisi brokolisini haşlar. Sonra biri (o biri de genelde şef olur) bütün malzemeleri tabakta birleştirir sunumunu yapar. Halbuki işi başkaları yapmıştır ama tüm krediyi o toplar. Bizde de olay bu. Tabii bunun dışında birde yurt dışındaki ikram şirketlerinin yüklediği ürünler oluyor ve bazıları sorunlu oluyor. Örneğin çorba çok koyu kıvamlı geliyor, veya zeytinyağlı pilakinin içinde zeytinyağı dışında her şey var veya tiramisunun üzerine serpilmiş kakao allahlık olmuş. Bu ürünleri nasıl kurtarabiliriz? Bu yüzden uçaktayız.
Evet tabii ki işimiz show işi. Gösteriş yapıyoruz. Bizim uçağımızda şef var diyoruz. Reklamlar yapıyoruz. Yolcu gelince kafasında Fransız tarzı şapkasıyla, belinde önlüğüyle beyazlar içinde bir aşçı görüyor. Amacımız şaşırtmak ve gökyüzünde de yeryüzündeki kadar iyi, hatta çoğu zaman daha da iyi kalitede yemekler sunabilmek.
Yolcularım benim için çok kıymetli. Ben sadece business'a hizmet veriyorum ama ekonomi yolcusunun da yemekle ilgili bi sorunu olduğunda hemen ilgileniyorum. Zaten yolcu en ufak bir sorun çıkardığında gidip benim durumu açıklamam, bizim hatamız varsa özür dilemem öyle bir etki yaratıyor ki, o dışarıda fırtınalar estiren kodaman insanlar karşımda gülümseyen "estagfurullah efendim ne demek" diyen insanlar haline dönüşüyorlar. Aynı şeyi bir hostesin söylemesi ise aynı etkiyi yaratmıyor. Aşçının kendisi gelip durumu açıklayınca bir anda özel ilgi almış oluyor yolcu, ve haliyle yelkenler suya.
Evet havamız büyük. saçında bir tel siyah kalmamış koskoca adamlar karşımda birer çocuğa dönüşüyor sanki. hepsi fotoğraf çektirmek istiyor. kadın yolcular ise hep aynı "şefim ya, ben domates çorbasını bir türlü tuttuamıyorum. sırrı nedir acaba? tarzında bin tane soru cevaplamışımdır. Kimisi de serttir, kendinden taviz vermek istemez ama acayip hoşuna gider aşçı olması. Bunlar genelde erkeklerdir ve biraz eşelerseniz geçmişlerinde bir askerlik durumu bulursunuz. Karizmayı çizdirmemek adına "aşçı mısın sen?" diye sorarlar. evet deyince "yap da bi yiyelim bakalım. not vericem ona göre" derler :)
Hep güzelliklerini anlattım ama çok zor tarafları da var. Onları da bir başka güne saklayayım.
sevgiler...

22 Ocak 2011 Cumartesi

Sütlü Patates (Garnitür)

Herkes ana yemek tarifi veriyor ama güzel bir et veya tavuk yemeğinin yanına yan yemek bulmak ve yakıştırmak zor oluyor. Şimdi sütlü patates tarifi vereceğim. Hem süper kolay, hem de besleyici.

Malzemeler:

  • 750 gr. taze patates
  • 1 litre yağsız süt (kalori sorunu yoksa 750 ml. yağsız süt + 200 ml. yemeklik krema)
  • 1 diş ezilmiş sarımsak
Hazırlanışı:

Taze patatesleri güzelce yıkıyoruz. Evimizde varsa dilimleyici tabir ettiğimiz "slicer"dan yuvarlak dilimler halinde çekiyoruz. Slicer yoksa elimizde olabildiğince ince dilimlemeye çalışıyoruz.
Taze patatesin kabuklarını soymamıza gerek yok, ancak elinizde normal patates varsa mutlaka kabuklarını soyup dilimleyin.
Patatesleri dilimledikten sonra pyrex kaba dilim dilim diziyoruz. krema koyuyorsak ara katlara azar azar serpiştirmeyi unutmuyoruz. ben her ara katı hafifçe tuz ve taze karabiber ile de çeşnilendiririm. Patates bütün tuzu çekmeye çok meyilli bir ürün zaten. Lezzetsiz bir patates olsun istemeyiz.
en üst katı da dizdikten sonra üzerine sütü boca ediyoruz ve ezilmiş sarımsağı da içine karıştırıp 175 derece fırında patatesler sütü çekene kadar pişiriyoruz. (45dk-1 saat)
Fırından çıktından sonra dilim dilim kesip ana yemeğin yanında servis ediyoruz. Tabii ki sıcak.
Çok sevdiğim ve kolay yapılan lezzetli bir garnitürdür.
Fransızlar bunu sadece krema ile yaparlar ama kalp damarlarınıza o kadar kötülük yapmayı düşünemiyorum bile. Süt elbet ki krema kadar lezzetli ve kıvamlı değilse de, çoğu zaman aynı işlevi görür.
"Gelmişim şu dünyaya, kremalı patates yiyemeyeceksem hayat haram olsun" diyorsanız, dayayın kremayı :)
Sevgiler.

not: varsa içine azıcık da muskat rendesi ekleyebilirseniz, ne kadar hoş kokulu olur anlatamam.

Terbiyeli Ispanaklı Sebze Çorbası

Bu hafta epey iyi geçti diyebilirim. Haftamın en eğlenceli günü ise, Show TV Ana Haber Bülteninde ünlü diyetisyen Selahattin Dönmez ile bi...