27 Şubat 2011 Pazar

Sebzeli Kaşarlı Gözleme

Bu uçma işi hakikaten tuhaf bi iş. İnsan iyi bir ekiple uçunca, sonsuza kadar uçarım gibi hissediyor. Ama enerjisi daha düşük, biraz daha az uyumlu bi ekiple uçtu mu, o uçuş bitmek bilmiyor. Sürekli ilgi, alaka, güler yüz bekleyen bir iş. İnsanla uğraşmak en yorucu iş. Ama mesleğimiz dedik, kabul ettik bir kere.
Gelelim günün konusuna. Chicago'dayım. Hava buz gibi. Ve canımın sıcak sıcak yemek istediği tek şey bu. Tabii ki burda ekstra Türk işi şeyler canım çekiyor.

Sebzeli Kaşarlı Gözleme

Malzemeler


  • 1 su bardağı incecik kıyılmış pırasa
  • 2 su bardağı dondurulmuş ıspanak
  • 2 diş sarımsak
  • 1 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 su bardağı kaşar
  • 2-3 adet yufka
  • Tuz biber
Hazırlanışı

Teflon tavamızda tereyağını erittikten hemen sonra pırasamızı atıp güzelce kavuruyoruz. Üzerine ezilmiş sarımsak ve hemen ıspanağımızı atıp kavurmaya devam ediyoruz. Sebzeler güzelce pişince. Tuzunu biberini ayarlayıp kenara soğumaya bırakıyoruz. 
Yufkaları temiz bir tezgaha açıyoruz. Ortasına soğuttuğumuz sebzeli harçtan koyuyoruz. Sebzeli harcın üzerine de hatırı sayılır miktarda kaşar koyup bohça misali 4 bir yanından katlayıp güzelce kapatıyoruz. 
Ben tavadan ziyade fırça yardımı ile gözlemenin bir kısmını yağlayıp öyle tavaya atıyorum. Alt tarafı pişerkende, üstte kalan tarafı fırçayla yağlıyorum. Daha az yağ kullanmış oluyorum. 
Yufkanın iki tarafıda altın sarısı rengini alana kadar pişiriyoruz. 
Kural: Ateşin altını çok açmayın. Dışı hemen kavrulur, içinde çiğ yufka lezzeti kalır. biraz sabırlı olmanız gerek.yavaş yavaş. 
Taze taze yiyin. Fazlası artarsa, aralarına straç film/buzdolabı poşedi vs. koyarak dondurun (ben pişirmeden donduruyorum, misafir bastırdığı anda çok pratik hayat kurtarıcı bir şey oluyor)
Nefis valla nefis. Sıcak evimi ve mutfağımı çok özledim. 
Sevgiler.  

21 Şubat 2011 Pazartesi

Paçanga Böreği

Dünya üzerinde var olan en sevdiğim reçetelerden biridir. Herkes farklı yapıyor. Kim bilir belki benimki de biraz değişik gelebilir ama bu da Uçan Jale tarzı diyelim.
Ben milföy hamurundan yapıyorum (tembellikten değil, çok çalışmaktan ötürü. Hemen hızlıca, çabuk çabuk olsun istiyorum)

Malzemeler

  • 6 adet milföy
  • 4-5 dilim pastırma (bence çemensiz ama zevk meselesi)
  • 1 adet yeşil biber
  • 1 adet iri domates (küçükse 2 tane)
  • 3/4 çay bardağı rendelenmiş kaşar
  • 1 yumurta sarısı
Hazırlanışı

Milföy hamurlarımızı buzluktan çıkarıp çözülmelerini bekliyoruz. Bu işlem 20 dakika kadar alıyor, bu esnada diğer hazırlığımızı yapalım. Yeşil biberimizi incecik kıyalım. Kabuğunu soyup, çekirdeklerini çıkardığımız domatesleri küp küp doğrayalım Çekirdekleri çıkarmak çok önemli bir detay zira hamura suyunu akıtmasını istemeyiz. 
Yine incecik kıydığımız pastırmaları bu biberli domatesli karışımımıza ilave ediyoruz. Karışımı derince bir kasede tuttuğumuzu varsayıp üzerine tuz ve taze karabiber ekliyoruz. Bu karışımdan birer kaşık alıp milföy hamurumuzun ortasına koyup aldığı kadar da kaşar ekleyip üçgen biçimde kapatıyoruz. En son bir fırça yardımıyla yumurta sarısını üzerine sürüyoruz ve 175 derecede üzeri altın sarısı olana dek pişiriyoruz. 
Washington'da gecenin nerdeyse 12sinde yok yere canım paçanga böreği istedi. neden acaba? :) 
afiyet olsun, sıcak börekler masanızdan eksilmesin...sevgiler.

16 Şubat 2011 Çarşamba

Mısırlı ve Bolonez Dolgulu Milföy Böreği

Geçenlerde lazanyanın kıymalı iç harcı arttığı için bu içi kahvaltıda börek olarak değerlendirmek istedim. Çok kolay bir reçete.

Malzemeler

  • 200 gr. kuzu kıyması
  • 1 tane iri domates
  • 1/2 soğan
  • 1 diş sarımsak
  • 1 çay bardağı mısır
  • 6 yaprak milföy hamuru
  • 1 yumurta sarısı
  • Tuz, taze karabiber
Hazırlanışı

2 yemek kaşığı ayçiçek yağında soğan ve sarımsağı hafifçe soteleyin. İçine kıymaları ekleyin. Kıymalar hafifçe kavrulduktan sonra küp kesilmiş domatesleri içine ekleyin. Tuzunu biberini ekleyin, güzelce pişirin. 
Milföy yaprakları çözüldükten sonra pişirip, soğuttuğunuz bu harçtan ortasına koyun. Her milföy hamuruna 1 silme tatlı kaşığı mısır tanelerinden koyun. Üçgen bir şekilde kapatın. Yağlı kağıt serdiğiniz fırın tepsisine koyun ve üzerine fırça yardımıyla 1 yumurta sarısını sürün. 180 derecede 10-15 dakika (yani üzeri kızarana) kadar fırınlayın. Sıcak sıcak, çıtır çıtır yiyin. Afiyet olsun. 

Genel Bilgi: Milföy (yani Mille Feuille) Fransızca bir sözcüktür ve Mille 1000, Feuille ise yaprak demektir. Yani Milföy 1000 Yaprak demektir. 

Cızbız Köfte

Herkes köftemin sırrını soruyor. Köfte yapmak bence zor bir şey. Zira her seferinde aynı lezzeti yakalamak ancak standart bir reçete ile oluyor. Sırrı da aşağıda. Yapmak kolay. Ölçüler bardakla, kaşıkla. 
Ben köftemi baharatlı severim. Bana katılmıyorsanız bu reçeteyi uygulamayın.

Malzemeler
  • 500 gram kuzu kıyması
  • 1 yumurta
  • 2/3 çay bardağı ekmek kırıntısı
  • 1 avuç ince kıyılmış maydanoz
  • 4 diş sarımsak
  • 1 küçük soğan rendesi
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • 1 çay kaşığı kimyon
  • 1 çay kaşığı tatlı toz biber
  • 1,5 çay kaşığı tuz
Hazırlanışı

Derince bir kaseye bütün malzemeleri koyup, güzelce yoğurun. Yarım saat kadar lezzetlerin harmanlanması için buzdolabında üzeri kapalı olarak dinlendirin. İstediğiniz gibi şekil verin. Ayçiçek yağında kızartın. Sıcak sıcak yiyin. 
Sırrı bence kuzu kıyması ve bol baharatı. Maydanozsuz köfte bana göre olmaz. 
p.s. acı biber seviyorsanız isteğe göre pul biber de eklenebilir.


Ispanak Beğendi

Osaka'dan dün sabaha karşı döndüm. Daha anca kendime gelebildim. Bu akşam tembellikten ötürü yemek yapmayacağım ama yapsaydım bu reçeteyi yanında ev yapımı yumuşacık bol baharatlı cızbız köftem ile yapardım.

Ispanak Beğendi

  • 750 gr. dondurulmuş ıspanak
  • 1 orta boy soğan
  • 2-3 diş sarımsak
  • 3 yemek kaşığı tereyağı
  • 2 yemek kaşığı un
  • 500-750 ml. süt
  • 1 çay bardağı kaşar peyniri
  • Tuz, biber, varsa muskat
Hazırlanışı: 

İncecik kıydığımız soğanları tavada 1 kaşık tereyağı ile öldürüyoruz. Üzerine yine ince kıyılmış sarımsak ve ıspanakları atıyoruz. İyice pişene kadar soteliyoruz. Hafif tuz-biber. Voila!
Gelelim beşamel sosuna
2 yemek kaşığı tereyağını eritip, 2 yemek kaşığı unumuzu ekleyip kokusu çıkana kadar kavuruyoruz. Çok değil, rengi altın sarısına dönsün yeter. 
Üzerine sicim gibi akıttığımız oda sıcaklığındaki sütü çırpma teliyle karıştıra karıştıra yediriyoruz.Varsa içine biraz muskat rendesi atıyoruz. Pürüzsüz bir kıvam alınca kalınlığına karar verin. İsterseniz biraz daha yoğun isterseniz biraz daha akıcı bir kıvam. Akıcı kıvam istiyorsanız, sütü biraz daha bol tutun. Koyu istiyorsanız az tutun. Ben orta karar seviyorum. 
Beşamel sosumuz hazır olunca, sotelenmiş ıspanakları beşamel sosun içine atıyoruz. Güzelce harmanlıyoruz. En son içine kaşar peynirimizi atıyoruz. 
En son tuzunu biberini kontrol edin. Biraz zayıf kalmış olabilir. 
Ana yemeğin yanına, altına garnitür misali sunun. Ben mesela tabağa bunu yayıp, üzerine ızgara bonfile veya köfte sunuyorum. Çok lezzetli oluyor. 

p.s. elbetteki taze ıspanak kullanmak daha lezzetli olur ama maalesef benim o kadar vaktim yok. Sizin varsa mutlaka taze ıspanaktan yapın. 
Afiyet olsun. Sevgiler. 

13 Şubat 2011 Pazar

Sebzeli Noodle

Siz bu satırları okurken, ben çok ama çook uzaklarda olucam :) Osaka kadar uzak yani.
Evet burası tertemiz, müthiş bir ülke. İnsanların işine acayip saygı duyduğu, herkesin ama istisnasız herkesin işini mükemmelen yaptığı bir yer. Çoğu Japonun yüzü kırış kırış, o kadar çok gülümsüyorlar ki. İnanılmazlar. Uzakdoğu kültüründe saygı duyduğum ve takdir etmekten kendimi alamadığım tek toplumlar. İşleri hep standart bu da kaliteyi yakalamayı kolaylaştırıyor.
Şangay yatılarından nefret ederim misal. Çin'i hiç sevmem. O avamlıkları her yere bulaşmış gibidir. Ama burada hava bile bir farklı. Sokakta yürürken, çok şekerli, kiraz ve orkide karışımı kokular burnunuza çalınıyor. Japonca bildiği için sadece Japonya'ya uçan bir hostes arkadaşıma sordum "Bu ne kokusu?" diye "Japonya kokusu" dedi "Burada her yer böyle kokar". Kız haklıymış. Nereye gitsek o ferah güzel koku burnumda. Hava soğuk ama kendimi sokaklardan almak istemiyorum.
Bugünde bir restorana gittik bu japonca bilen arkadaşımla. Bir alışveriş merkezinin içinde, adı mühim değil. Masanın tam ortasında sac ızgara var. Siparişi veriyorsunuz ve yemek bu alanda pişiyor. Müthiş bir deneyim.

Karidesli Okonomiyaki sipariş ettik. Türkçesiyle mücver gibi bir şey. Tek farkı içinde ağırlıklı olarak lahana, zencefil, havuç ve bütün karidesler var. Açıkçası çok lezzetli bulmadım ama bu o restorandan da kaynaklanıyor olabilir. Yanında çeşit çeşit sosları da vardı. Onlarla birlikte daha da Japon hale getirebiliyorsunuz yemeği :)
Tabii biz turist olduğumuz için yemeği rezil ederiz kaygısıyla bir ön pişirmeye tabi tutup da getirmişler. Halbuki Japon masalarına baktığımda yemeği yumurtalı harç halinde derince bir kase içinde masaya getirdiklerini gördüm. Eğer içinde bonfile et vs. gibi bir ürün varsa önden onu pişirip sonra mücver gibi olan kısmı pişirmeniz gerekiyormuş. Çok değişik bir tecrübe oldu vehasıl.
Aynı sacda noodle da yapıldığı, fakat nedense bizim sipariş etmememizden ötürü bugün size sebzeli noodle tarifi vereceğim. Uzakdoğu yemeği kolay kolay canım çekmiyor. Zira her gün uzakdoğuda sayılırım.
Bu hem vejetaryen, hem ekonomik hem de lezzetli bir yemek. İsterseniz vejateryenlikten çıkarabilirsiniz. Onunda yollarını vereceğim.

Sebzeli Noodle

Malzemeler
  • 1 paket Noodle
  • 1 adet soğan (varsa taze soğan daha güzel oluyor)
  • 2 adet havuç
  • 1 adet kabak
  • 1 bardak incecik kıyılmış lahana
  • 1 su bardağı soya filizi
  • 6-7 tane baby mısır (yoksa 1 çay bardağı normal tane mısır)
  • 3 diş sarımsak
  • 1 çay bardağı soya sosu
  • 1/4 çay bardağı istiridye sosu (yoksa sorun değil)
Hazırlanışı:

Noodle'ı paketteki haşlama talimatlarına göre haşlıyoruz. Aman dikkat noodle genelde 4-5 dakika haşlanır ve süzülür. Daha sonra bir de tavada pişecek unutmayın. Hamur yemek istemiyoruz.
Bütün sebzelerimizi jülyen (yani ince uzun) kıyacağız. Şikayet etmek yok. uzakdoğu yemeğinin olayı bu.
Derince varsa wok misali tavamıza, yoksa wok'un çakması yanları yüksek tefal'in tavalarından alıp ateşi açıyoruz. Ateş orta. Soğanları kavuracak kadar ayçiçek yağı döküyoruz. Ay gibi piyazlık doğradığımız soğanları ateşe atıyoruz. 2-3 dakika kavuruyoruz. Üzerine yine jülyen havuçlarımızı atıyoruz. Birazda onları kavuruyoruz. Ateş sabit. Gerekirse biraz daha yağ ekliyoruz. Sadece yeşil kabuklarını incecik kıydığımız kabaklarımızıda ekliyoruz. Artık jülyen dememe gerek yok sanırım. Kabakların içini kullanmıyoruz. Zira hem çekirdekli, hem lezzetsiz, hem de yemeği sulandırıyor.
Ben sarımsakları bu esnada atıyorum. Onları jülyen kıymanıza gerek yok. İster ezin, ister rendeleyin, ister incecik kıyın.
İncecik kıyılmış beyaz lahanamızı da karışıma ekliyoruz. Baktınız yağ gene bitti, azar azar biraz daha ekleyebilirsiniz.
Artık sebzeli karışımımız hazır. Hayır, soya filizlerini ve mısırları unutmadım. Biraz sabır.
Bu sebzeli karışımımızı süzdüğümüz noodle ile karıştırıyoruz. Soya sosunu ve istiridye sosunu daha çok noodle'ın üzerine gelecek şekilde döküyorum ki, sossuz yavan olan kısmı noodle. sebzeler zaten lezzetli.
Soya sosu miktarı az veya fazla gelebilir. Bu tamamen zevkinize kalmış bir durum. Ben bu yemeğe asla tuz koymam. Tuzsuz geldiyse biraz daha soya sosu eklerim. Sizede öyle yapmanızı öneririm.
Bir de istirdye sosu ağır bir sostur. Evinizde olmayabilir. Yoksa hiç sorun değil. Sadece soya sosuyla da son derece güzel oluyor.
Neyse sebzeleri, noodle'ı ve sosumuzu karıştırdık. Wok'umuzun altı yanıyor. Hafif hafif sotelemeye devam ediyoruz. Ateş çok yüksek değil. Ateşi kapattığınız anda soya filizi ve baby mısırları ilave ediyoruz. Neden en son anda? Çünkü soya filizi saniyeler içinde pişen ve kendini çok çabuk salan bir ürün. Bu kadar yumuşak bir yemeğin içinde hafif çıtır bir faktör arıyor insan. Bu soya filizi onun için.

Gelelim diğer konulara. Bu noodle mısır veya soya filizi veya soğandan biri veya bir kaçı yok diye yapılamaz diye bir şey yok. İstediğiniz sebzelerle yaparsınız.
Tavuklu isterseniz ayrı bir yerde tavukları ince uzun (yani jülyen :) kesip soteleyip içine karıştırabilirsiniz. İsterseniz ince bonfile parçalarıyla da yapabilirsiniz. Veya deniz ürünlü de olur. Karides, kalamar vs. hepsi çok yakışır. Canınız nasıl çekiyorsa hepsini karıştırabilirsiniz.
Vejetaryenseniz tofu ile yapabilirsiniz. Varsa mantar ekleyin. ben varsa renkli biber ekliyorum. Görsel bir şölen oluyor.
Bu arada bu epey kalabalık bir porsiyon oldu. belki 5-6 kişilik falan gibi. Daha az kişiyseniz miktarları azaltıp yapın.
Sakın tereyağlı yapmayın. Uzakdoğu yemeğinde tereyağı olmaz. Onunda sebebini başka bi gün anlatırım.
Yiyin gari.

10 Şubat 2011 Perşembe

Karidesli Zerdeçallı Risotto

Bu sevdiğim bir reçetedir. Risottoların bence kralıdır.
Risotto, risotto diye yazılır risotto diye okunur. Kesinlikle Rizotto değildir. O "z" harfine ben kılım çünkü :) riso zaten italyancada pirinç demektir 

Malzemeler
  • 1 su bardağı arborio pirinci (arborio yoksa baldo pirinç de olabilir. maksat gönüller bir olsun)
  • Yaklaşık 3 su bardağı sebze veya balık suyu
  • 1 çay bardağı beyaz şarap
  • 1 orta boy incecik kıyılmış soğan
  • 2 diş incecik kıyılmış sarımsak
  • 1 tatlı kaşığı toz zerdeçal
  • 150 gr. istediğiniz boy karides (ben çim çim tabir edilen minikleri seviyorum)
  • 1,5 yemek kaşığı tereyağı
  • 3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • Tuz ve taze çekilmiş karabiber
Hazırlanışı

Risottonun asıl sırrı pirinçlerin yıkanmamasıdır. Bu sayede yapışkan, nişastası içinde kuvvetli bir risottomuz olacak.
Geniş ve derince bir teflon pilav tenceresi kullanmak en idealidir.
Altını yakıyoruz, ateş orta. 2 yemek kaşığı zeytinyağı ve 1/2 yemek kaşığı tereyağını eritiyoruz. İtalyanın kimi bölgelerinde sadece zeytinyağı, kimi yerlerinde ise sadece tereyağı kullanırlar. keyfinize kalmış. isterseniz yağ miktarını da arttırabilirsiniz. ben ortalama bir ölçü verdim.
Erimiş yağımızın içine incecik doğranmış soğanları atıyoruz. Soğanlar şeffaflaşana kadar soteliyoruz. İtalyanlar 1-2 dakika yapıyor bu işlemi ben biraz daha uzatıyorum. Çiğ soğan mideme yaramıyor pek, ondan.
Soğandan sonra 2 diş ince kıyılmış sarımsağımızı ekliyoruz. Hafifçe kokusu çıkıyor.
Sonra pirinçleri yıkamadan ateşe atıyoruz. Hilesi yıkamamakta.
Pirinçlerin her birinin yağa bulandığına emin olalım ve 3-4 dakika kavuralım.
Sonra beyaz şarabımızı ekliyoruz. İçki kullanmıyorsanız, eklemeseniz de olur ama ben şarapsız bir risotto düşünemiyorum. Tam bu esnada ateş en yüksekte. Alkolün acı tadı gidene kadar şarabın buharlaşmasını bekliyoruz (ortalama 2-3 dakika).
Sonra bir tencerede sıcak olarak beklettiğimiz sebze suyundan 1-2 kepçe alıyoruz ve pirinçlerin üzerine döküyoruz. Pirinçler sebze suyunu çektikçe, üzerlerine su ekliyoruz. Bu işlem yaklaşık 17 ila 22 dakika arasında devam ediyor. Al dente (yani daha diri) seviyorsanız, diriliğini siz ayarlayacaksınız. Pirincin pişme süresi, pirincin markasına göre bile değişebilir. Ondan daha diri seviyorsanız, daha az pişireceksiniz ama bir tadına bakıp ayarlayın.
Sonlara doğru zerdeçalı ekliyoruz. Pirinçlerin rengi güzel sarımsı bir renk almalı.
Eğer rengi zayıf bulursanız biraz daha zerdeçal eklemekte serbestsiniz :)
Ocağı kapatacağınız son 3-4 dakika karidesleri pirinçlerin içine atın. Karides çok kolay pişen bir üründür. Dolayısıyla son anda atmanız önemli. Bir de karidesler suyunu ve aromasını salsa bile yine de risottomuzun içine salacağından, lezzet bir yere kaçmıyor yani.
Son 3-4 dakika 1-2 taşım pirinçlerle birlikte pişen karideslerden sonra tuz ve biberini ekliyoruz.
Ateşi kapattığımızda risotto kuru olmamalı ama suyunu da çekmiş olmalı.
Tam servisten önce 1 yemek kaşığı tereyağını içine atıp eritiyoruz. Bu risottomuzun bağlayıcısıdır ve kıvamlı bir risotto elde etmenin tek sırrıdır.
Bu tereyağından kaçarsanız, sulu bir pilav elde edersiniz. Tereyağını bu noktada elemek akıllıca bir hareket olmaz.
Hemen ve sıcak sıcak servis ediniz.
not: reçetede parmesan peyniri yok. çünkü İtalyanlar balıklı risottolara parmesan koymazlar.
zevkinize kalmış ama önermiyorum.

öneriler & lezzet sırları:
1. üşenmeyip normal soğan yerine biraz da arpacık soğan doğrarsanız, kesinlikle daha lezzetli bir sonuç elde edersiniz.
2. sebze suyu nasıl elde edilir: soğan, pırasa, kereviz ve havuçları iri iri doğrayıp, bol su ile ateşe koyup 30-45 dakika arasında tıngırdatma modunda pişirerek sebze suyunu elde edebilirsiniz.
3. Hiç çareniz yoksa risottoyu sade suyada yapabilirsiniz ancak çok lezzetli olmasını beklemeyin
4. Restoranlarda en sonunda bağlamak için ve lezzet için risottoların içine krema koyarlar. İtalyanlar buna bir taraflarıyla güler herhalde. Bunu yapmayın. Tereyağı bunun için vardır.
5. Risotto  a la minute tabir ettiğimiz hemen yapılıp, hemen yenmesi gereken bir yemektir. Yani sabahtan yapayım da akşama bekleyeyim durumu olamaz. Yani çoğunlukla misafir risottoyu bekler :)

Afiyet olsun.

Terbiyeli Ispanaklı Sebze Çorbası

Bu hafta epey iyi geçti diyebilirim. Haftamın en eğlenceli günü ise, Show TV Ana Haber Bülteninde ünlü diyetisyen Selahattin Dönmez ile bi...